31 Mayıs 2013 Cuma

Ceviz Aktarma...

Evde artık felaket sıkılmaya başladı.. Sıkıntıdan olacak koltukların üstünde bir oraya bir buraya hopluyor.. Kum - su havuzu alıp; sadece 1 kere su ile oynatıp kum ile oynatmaya cesaret edemeyen benim, bugün oğluşumun enerji eklerini hazırlarken (ceviz, fındık, badem, fıstık, antep, kaju ve çekirdek), daha önce Burcu arkadaşımın blogunda (Kaan'ın Güncesi) gördüğüm cevizle aktarma oyunu geldi aklıma...


Tahminimden fazla ilgisini çekti. En azından nerden baksan 5-10 dakika aralıksız oynadı:))


Oyun tabi en sonunda cevizleri etrafa saçma ve alıp kaçmayla son bulsa da  biz eğlendik...


29 Mayıs 2013 Çarşamba

Sezonun İlk Denizi...

Birden esti bana hadi dedim uyu kalk denize gidelim... Kankiye, anneanneye teklif ettim cık kimse gelmedi... Oğluşumla baş başa gittik. Babası her ne kadar rüzgar var demiş olsa da amannn dedim bu kadarcık rüzgardan ne olacak!
Ama deniz kıyısına gittiğimizde bir de baktım ki tufan var.. dalgalar 1 metre...
Bir heves simidini giydirdim, denizde yaklaştık ki; ayaklarımız daha yeni suya değmişti bir dalga öyle bir çarptı ki bize Atakan hem suyun soğukluğundan hemde dalgadan korktu ve deniz olayı ilk giriş denememizle son buldu.
Dedim bari onca yol geldik taşlar kumlar ne bulursak oynayalım... Çünkü Atakan daha önce hiç kumla taşla oynamadı! O yüzden tek tek bütün taşların tadına baktı;)
İşte deniz değil ama kumsal görüntülerimiz:)




24 Mayıs 2013 Cuma

Sayı Kartlarımız...

Ne zamandır aklımda olan ama gerek zaman bulamadan kaynaklan gerekse üşengeçlikten bir türlü yapamamıştım.

Birde açıkçası Atakan'ın umursamazlığı yüzünden... Yapsam de ne işe yarayacak ki ya oynamayacak bile ya da yırtıp atacak... Öğrenmeye pek hevesli bir çocuk değil açıkcası, onun işi gücü yakalamaca...

Neyse bir heves yaptım işte; zaten ben bunları yazarken 1-2 kartımız yırtıldı bile:(




21 Mayıs 2013 Salı

Ahşap Hayvan Puzzle...

Ateşli oğlum kalkınca o kadar halsizdi ki... Ne yapalım dedim, Migros indiriminden aldığım; üzerinde hayvan resmi olan ahşap yap-boz geldi aklıma. Daha yap(a)masa da çıkardım ortaya ben yaptım o bozdu... En azından birazcık oyalandı:(



İyi ki aldım dediğim sayılı oyuncaklardan. Çok eğlenceli ve Ahşap olması da yanında artısı...

Makarna Transferi..

Ateşli ve hali olmayan oğluma ne oynatabilirim derken; Engin'in de gelmesiye, onu yormayacak bir oyun olan makarna transferi  (aslında Atakan'a dün tek başına oynatmıştım ama pek başarılı olmamıştı) için malzemeleri çıkarttım.

Ateşten hali olmadığı için oturduğu halde yinede kısa sürdü tabi... bir baktım makarnaları yemeğe başladılar:))
Tabi daha sonra serdiğim çarşaf hak getire bütün ev makarna...
Dedim madem oturuyorlar birazda boyama yapsınlar...
Bu seferde çabuk sıkıldılar... Ben hızlarına yetişemiyorum, hele ikisi bir aradayken pertimizi çıkartıyorlar:))

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Sulu Boya...

Bugün Gamze'nin "http://annelikzanaati.blogspot.com/" çok memnun kaldığını söyeleyerek yapmamızı şiddetle tavsiye ettiği sulu boyayı yaptık.
Benimde nicedir aklımdaydı ama ben hala daha küçük yapamaz gözüyle baktığımdan yaptırmıyordum. Zaten bu yaklaşımım yüzünden bir çok şeye geç kalıyoruz başlamak için:(




Sonuç... Sulu boyanın sadece su kısmıyla ilgilenen bir minnoş:) Sulu boya fırçası sürekli ıslatılıp boyalara, oradan tekrar temizlenmek için suya gitti. boyayı da parmaklarımızla yapmaya çalıştık. Eee haklı alıştı parmak boyası yapmaya, direk daldırdı parmakları:)) Ama başlangıç için fena değildi gelecek vadediyor...

14 Mayıs 2013 Salı

Taş Boyama..

Bugün Parti Adası'nda oyun grubu demememiz vardı. Orada benim hiç kullanmaya cesaret edemediğim bir materyal olan fırçayı kullanarak taş boyama yaptık.
Bizim ki Biraz taşı, biraz masayı boyama oldu:) Birazda annenin üstünü boyama. Hayır her şeyi geçtim de çorapları nasıl boya olmuş onu anlamadım:)) Yürüdükçe yerlerde ayak izleri çıktı:))
Ama gerçekten çok eğlendim, çocuklar ve anneler için de çok güzel bir deneyim oldu.



12 Mayıs 2013 Pazar

puding:)

Son hız kendi başına yemek yeme çalışmalarına devam. Yere bir örtü serip verdim eline puding ve kaşığı; geçtim karşısına başladım izlemeye...
Tabi kaşığı yemek için değil de ağzımıza sokmak için kullanıyor:)

Daha sonra da kaşığa gerek olmadığını; elleriyle ya da direk ağzına sokarak yemenin daha kolay olduğunu fark ediyor.
Ve mutlu son...
Nasıl yerse yesin pudingden çok hoşlanıyor.. 
En önemlisi de yemekten zevk almak değil mi?

11 Mayıs 2013 Cumartesi

18. Ay

Ve beklenen an artık Atakan 18 Aylık yani tam 1,5 yaşında:)
Bana hep dönüm noktası gibi lanse edildi, bekle bi 18 aylık olsun nasıl değişecek... 18 aylık olduğunda görürsün... hele bir 18 olsun...
Bizde 18 yaşa geldiğimizde nasıl büyümediysek, oğluşum da birden büyüyüp koca adam olmadı. Ama her geçen gün yaptıkları, davranışları beni şaşırtmaya devam ediyor.



Bu ay oyun hamurlarıyla oynama denemelerine başladık. Deneme diyorum çünkü oyun hamurunu ellemek istemiyor; olabildiğince dokunmadan şekillerle oynuyor.
Ben şekiller yapıp ona veriyorum...



Atıştırmalıklar hariç kendi yemek yemesi için çalışmalara da başladım bu ay. Yemek yemeyi sevmeyen bir çocuğa kendi başına yemek yemesini öğretmek zormuş. Ama imkansız değil;)
Bende sevdiği puding, yoğurt gibi yiyeceklerle başladım. Elle yemeye çok küçükken başlamıştı, önüne hep ufak tefek şeyler veriyordum. Şimdi sıra çatal, kaşık kullanmakta..



Resim de yapıyoruz artık:) Resim yapmıyor (karalamıyor) diyip duruyordum.. Eline kalemi aldığında kağıda dokundurmuyordu. Şimdi ise karalama şaheserlerini yapmaya başladı. Bende mutlu mutlu ne güzel karalıyor diye izliyorum. Resim defterine şekiller çiziyorum oda içlerini boyuyor:)

Güzel Nurturia annaleriye piknik bile yaptık bu ay. Ama kalabalıkta hırçınlaşan ve sürekli etrafın taşlık olmasına aldırmadan koşmak isteyen oğluşum çokça ağlayarak pek eğlenemedi:((
Fakat kazma, kürek ile topraklarla oynamayı sevdi. Buda 1-2 hafta içinde denize gittiğimizde kumsalda güzel vakit geçireceğini düşünmemi sağladı.


Ve artık daha bir sevecen oldu. Sürekli sarılıyor, kucağıma oturuyor.. Tabi bende mest oluyorum:)
Oyunlara karşı daha bir ilgili, dikkatini daha çabuk topluyor. Hatta bazen  zararlı bir şey istediğinde yada yaptığında onu oradan uzaklaştırmak için dikkatini dağıtamıyoruz bile. Taktı mı takıyor derler ya öle oldu benim minnoş.

Evettt... 18 ay miladımızı tamamladık:) Gün ve gün büyüyen oğlum bir yandan beni de büyüttüğünün farkında olmadan her gün yeniliklerine yenilik katıyor... Hayatımı güzelleştiriyor... Beni dünyanın en mutlu ve en şanslı annesi yapıyor..

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Köpük Boya..

Ne yapsam diye düşünürken aklıma çokça bloglarda gördüğüm ama yer diye cesaret edemediğim bir aktiviteyi yapmaya karar verdim.

Yapımı zaten çok basit ve oynaması da çok zevkli... Atakan oyun hamurlarına pek dokunamadığından köpüğe nasıl bir tepki vereceğini merak ettim. Bir de Kırmızı rengi öğretmeye başladığım ama başlamakla orada kaldığım için kırmızı rengi seçtim.


Tabi ki ilk başta yüzünü buruşturdu:))


Ama kolay alıştı ve evin duvarları, daha sonra ayağa kalkıp kaçarak evin bir bölümünü de boyadı...


Bende köpükle resim defterine nasıl resim yapacağını ( parmaklarını süreceğini) gösterdim ve çalışmamız başladı.


Veee beklenen an.. İşte sanat eseri.... Çerçeveletip assam mı açık arttırmada mı satsam karar veremedim:P

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Resim Denemesi

Daha önceden denediğimde boya kalemlerini eline alıp kaçıyor, kağıda sürmek istemiyordu.
Bende ara vermiştim resim yaptırmaya.Tekrardan denemeye karar verdim. Daha doğrusu arkadaşım ellerine boya kalemi verdi ve o da ne benimki kağıda bişiler karalıyor:)
Hemen ertesi gün tekrardan resim çalışmalarımıza başladık.


Uzun çizgiler çizmek yerine kalemleri kağıda vurarak yarı nokta yarı çizgi yapıyor:)


Tabi çok fazla oturtamadım, çalışmamızın bir kısmına ayakta devam ettik.


Tabi ayakta boya yapılır da duvar keşfedilmez mi? Duvar da boyamızdan az da olsa nasibini aldı:)



Son olarak da boyanın tadına bakıldı ve boya maceramız burada son buldu. Bu kısa boyamız bile hoşuma gitti az da olsa ilgisini tekerlek ve arabalardan başka tarafa çekebilmek güzel:))